Uzak ya da yakın oluruz bazen, ne fark edecek?

Sen o olamayacaksın. Çünkü o ilkti. Ve ben ondan sonra kimseye güvenmedim, ondan sonra kimseyi kendimden çok sevmedim, sana sarılarak uyumanın hayalini kurmadım ki ben. Kurdurtamadın. Küçücük bir hayali kurmayı beceremeyen adam mı benim canımı yakacak? O olamayacaksın. Olamazsın. Çünkü daha sonra gelen herkeste onu aradım. Hiç birinden yürüyüşü O’na, şu en sevdiğine, benzemiyor diye ayrıldın mı? Ben ayrıldım. O olamadın. Hayalimdeki adam olamadın. Kollarında güven bulacağımı hissettiğim olamadın. Yapamadın sen.

(Kaynak: soylebibakipcikicaktim)

bidakkaa:

Noluyor biliyor musun? İnsan bazen, eskiden ne olmuşsa olsun Salı gününün akşam saatlerinde onu arayıp; “Ee bugün nasıl geçti, var mı canını sıkan bir şey?” sorusunu soran kişiye ihtiyaç duyuyor. Hem de çok ihtiyaç duyuyor. İnsan sesini ensesinde özlüyor bir kere. Dayanamıyor bazen insan. Nasıl dayansın? Kolay olmuyor tabii, doğal olarak zorlanıyor. Çok fazla zorlanıyor. Müzik dinliyor mesela, kapatıyor birden. Ağlamamak için gökyüzüne bakıyor insan. Biri gelince göz yaşını silecek yer arıyor etrafında. Birileri görürse öyle hiç güçsüz gözükülür mü? Hiç öyle kolay olur mu?  İnsan, her dakika konuştuğu birinin hayatından gittiğini gördüğünde, gerçekten gittiğini ve artık olmadığını hissettiğinde; televizyondaki dandik programdan zevk alamıyor ki. Nasıl zevk alsın? Tutuyor kendini, dışarda bir masada otururken onun bahsi geçtiğinde ellerini sıkıyor ve “Banane” diyor sonra. Zorlanıyor! Bir daha hiç sevilmeyecek hissini yaşıyor insan. Çünkü Allah’ın belası birileri, onu öyle çok sonsuz seviyor ki; insan öyle çok aptal ki, inanıyor. İnsan aptallaşıyor. İnsan saflaşıyor. İnsan aşık oluyor. İnsan çok kaybediyor. İnsan kan kaybediyor ama inanın,  insan çok şey öğreniyor. Onlar bilmez ki. Onlar nerden bilsin? İnsan yalan söylemeyi öğreniyor bazen. İnsan yaşadıklarını hatırlamamak için reklam izliyor mesela. Daha fazla ders falan çalışıyor. Daha fazla, çok daha fazla. Kolay mı sandın? İnsan evin kapısına anahtarı sokarken çok şey hatırlıyor. Hiç kolay olur mu? İnsan yalnız kalıyor be, yapayalnız kalıyor. Gece yastığına sarılıyor mesela, yastığa anlamlar yüklüyor. Yastığı ıslanıyor bazen. Söylemiyor. Hiç söyleyebilir mi? Rüyasında kötü şeyler gördüğü için artık gözlerini kaparken korkuyor insan. İnsan gözlerinde çok şey saklıyor. Bilmezler ki. İnsan uyuyor, uyanmak istemiyor. Uyanıyor, uyumak istemiyor. Bazen onu rüyasında -artık- görmediği için, tekrar görmek için dualar ediyor. İnsan içinden geçenleri söyleyemiyor. İnsan, korkuyor be işte korkuyor, nasıl korkmasın? Konuşursa dalga geçerler, konuşursa gülebilirler, konuşursa “hala” la başlayan cümleler kurup dururlar. İnsan konuşursa, içinden geçenleri gerçekten dökerse; hiç olur mu öyle şey, insan hiç gururunu bu kadar yerler altına alır mı demezler mi adama? İnsan onu artık unutmuş, belki de hiç sevmemiş birine; ne de saçma şey o, hala seviyorum diyebilir mi? Diyemez. İnsan susmalı. İnsan var ya, artık bu yazıyı bitirmeli. Belki de hiç konuşmamalı artık. Belki de hiç sevmemeli. Belki de artık hiç sevmemeli.

misafirterligi:

Kendinden çok seversen eğer, arkasından “Mal” diye gülüp eğleneceği, dalga geçeceği, umursamayacağı kız olursun. Sevdiğini belli edersen eğer, sen mal olursun, belki bir evcil hayvan kadar değersiz olursun, belki bir başkalarının tırnağı kadar kestirilip atılabilecek birisi. O yüzden, sevmeyeceksin. Şu dünyada her şey kötü olmadı mı şu zamana kadar, şimdi sen de onlara aynısını yapacaksın. Onlar mutlu edecek seni, egonu tatmin edecekler ve sen arkalarından “Mal” diyeceksin. Sevmeyeceksin. Asla, sevmeyeceksin. Olur ya seversen bir gün, gıkını bile çıkarmadan yaşayacaksın acısını, mutluluğunu.

Bu sefer, mal olan başkaları, güçlü olan “hep” sen olacaksın.

Ve tüm bu yaşadıklarından sonra, hayatına girenlere de, çıkanlara da diyebileceğin tek bir sözün olacak: “Sikerler.”

Çünkü sen, o kadar hırpalandın ki zamanında; bir daha hırpalanamayacak kadar güçlüsün.


Senin okuyamayacağın bilmem kaçıncı satırlarım yine.

Oluyor bazen.Sen sanıyorum başkalarını.Senmişsin gibi davranıyorum.Sanki karşımdaki senmişsin gibi kıskanıyorum,deli gibi kıskanıyorum hemde.Olmadık anlamlar yüklüyorum.Sana benzeyen yönlerinini düşünüyorum önce,güzelce tartıyorum kafamda.Ne kadar benzeyen yönü varsa o kadar senleştiriyorum.Ellerine dokunmak istiyorum,sanki senin ellerinmiş gibi.Ama sana ait değil ki onlar,senin sıcaklığın yok ki.Sadece benimle konuşsun,bana gülsün istiyorum.Ama aslında istediğim sadece sen benimle konuş,sadece sen bana gülümse.

Ama sen yoksun ki.Yoksun işte.Gittin sen. hem neden gittin ki. Üzmek mi istedin beni.yada seni üzdüğüm için ders mi alayım istedin.Dersimi aldım ben. gel artık lütfen.Başkalarını senin yerine koymaktan sıkıldım.Gözlerim doluyo,farkedilince siliyorum hemen. Sebebini söyleyemiyorum.Söyleyip ne diyeyim ki. Sevdiğim adama benzettim de seni.Ellerini uzatabilir misin bi? Onukiler kadar sıcak mı merak ettim.

(Kaynak: pamuktanprensesmiolur)


Neden en mutlu olmam gereken zamanda aklıma gelip keyfimi kaçırıyorsun ki.Neden durduk yere ağlatıyorsun beni.Neden özletiyorsun kendini.Sen keyfince yaşarken ben neden senin yokluğunda sızlanıp duruyorum.O içimdeki günden güne büyümeye devam eden adını koyamadığım şey hiç mi geçmeyecek? Sen hiç hissetmiyor musun yokluğumu,gelmiyor muyum aklına,azıcık da olsa,nadiren de olsa.

Neyse amına koyayım yazmaya değmezsin.

(Kaynak: pamuktanprensesmiolur)

Tamam.

mutlulukhaplari:

Kaybetmek istemiyorum seni.

Sana ilk sözüm “gitme.” olsun.İçimde bir “sen” var gibisin.Konuşurken özlüyorum belki.Hani geç cevap verince dünyaya küsüyorum seni kıskanıyorum zamandan.

Öyle işte.

Bilmiyorum.

(besvodkas gönderdi)

Af

muskulpesentbirhanim:

Affetme duygumu ne zaman nerde bıraktım, neyden sonra kimden sonra bıraktım, bırakmama vesile olan olay nasıl bir şeydi hiç hatırlamıyorum. 

Ben eskiden canımı en çok acıtan insanları bile affederdim. Onlara sarılırdım da üstelik, hiçbir şey olmamış gibi. Hatta benden özür dilemelerine fırsat vermeden ben onları affederdim.

Yani, “Sen beni çok üzmüştün ama ben özür dilerim” der gibi. Çünkü insanlar değerliydi benim için. Birini bile kaybetmeye tahammülüm yoktu. Ki geri döndüklerinde mutlaka hatalarını anlamış olurlardı.

Ve sonra ne olduysa bende ipler koptu. Yapamamaya başladım. Affedememeye başladım. Aksine, içimdeki kin günden güne büyüdü hep. 

Hatta bazı önceden affettiğim insanlara durduk yere yeniden kinlendim. “Eskiden bunu yapmıştı beni çok üzmüştü” dedim. Yeniden nefret ettim.

Ama bu ne zaman oldu bilmiyorum. Şu an kafama taktığım şey de zaten insanları affedememek değil, insanları ne zaman affedememeye başladım bunu düşünüyorum.

Ne oldu da başladım.

Bana ne yaptılar?

Bana ne zaman nerede ne yaptılar da ben en yakın arkadaşlarımın bile hatalarını affedemez oldum?